Skip Navigation Links

Bir de Bana Sor

Aldınız elinize dumanı üstünde bir bardak çay ve ılıması için biraz bekleyip afiyetle yudumlamaya başladınız.

seda ağçam

Gazete Köşesi   A+a-

Ya da hasretle beklediğiniz annenizin yemeğini yiyebilmek için az biraz beklemeniz gerekir. Bunları beklerken dahi nasıl da dakikalara iç geçirir, belki de zaman kavramını yeniden anlam kazanır. Fakat öyle acılar vardır ki bırakın soğumayı her geçen gün kartopu misali büyüdükçe büyür yaşayanın kalbinde. İşte böylesi acılardan biriyle tanıştım bir ay kadar önce. Anne ile kızının hikâyesini anlatıyordu. Acımasızlığın kollarına teslim olmuş küçücük bir bedenin yıllar yılı içinde büyüttüğü çaresizliğin fotoğrafıydı baktığım.
 
İnsan düşmanını bilir de sevdiklerinden koruyamazmış kendini ve en yakınlarını. Dünya denen ateş, içine her atılanı doymak bilmeyen bir iştahla yutuyordu. Bitmek bilmeyen bir hırsın esiri olanların zindana dönüştürdüğü bir hayattı yaşamak zorunda olduğumuz. İşte böylesi acımasızlığın kollarında oyun yalanıyla zulmün içinde buluverdi kendini küçük kız. Haysiyetsizliğin her daim prim kazandığı dünyamızda suçlu olanın değil de mağdur olanın daha da mağdur edildiği bu çarkta erdemli olanın umutları öğütülüyordu.
 
Kötülük yapanın yanına kar kaldığı bir devirde, hakkını arayanın acımasızca taşlandığı günümüz dünyası maalesef hiç de iyi anlamda sinyal vermiyor. Aman karışırsam başım ağrır diye diye insanlıktan istifa edenlerin sayısı hiç de az değildi. Bir şeyleri düzeltmek adına mücadele edenlerin enayi daha da bozanların akıllı olarak adlandırıldığı bu çağ vahşetin ağzından akan kan olarak değerlendirebiliriz.
 
Neden mi oluyordu bütün bunlar? Zahmet edip kılını kıpırdatmadığımız için. Su altından saman yürütmek en sevdiğiniz iş iken masumun, mazlumun hakkını savunurken başınıza iş açmak hiç de sizin tarzımız olmadığı için. Her türlü üç kağıdı çevirmek sizi rahatsız etmezken bir kağıtta adınız şahit geçecek diye korkudan öldüğümüz için. Menfaatin alası oldu mu aslan kesilirken sıra adaleti aramaya çıktığımızda tavuk gibi kaçtığımız için. Ama bütün bunları özetleyen öyle bir cümle var ki bu da hepimiz için susma sustukça sıra sana gelecek. Einstein in dediği gibi dünya kötülerin kötülüklerinden dolayı kötü bir yer değildir. İyilerin susmasından dolayı kötü bir yerdir. Eflatun, “bilirken susmak, bilmezken konuşmak kadar çirkindir. Sizleri bir hikaye ile başbaşa bırakmak istiyorum belki de aklımız başımıza gelir de ondan.
 
İngiliz yargıç, gece yarısı parktan geçen kızı korkutan adama, 7 yıl, 7 gün hapis cezası verince şaşıran gazeteciler sormuş: "Adam kıza elini bile süremedi. Kaçan kızın çığlıklarına yetişenler de adamı yakaladı. Bu ceza çok değil mi?" Yargıcın yanıtı hukuk tarihine geçecek düzeydeydi: "Kızı korkutmanın karşılığı 7 gündür. 7 yıl, İngiliz kızlarının gece yarısı parkta dolaşma özgürlüklerine saldırmanın cezasıdır."
 
Biz peki biz ne yapıyoruz? Hak diye diye tutturur. İş hakkını arayanın yanında olmak oldu mu toz oluruz. Kendin için istediğini bir başkası için istemedikçe gerçek mümin olamazsınız diyen Peygamber efendimiz (S.A.V) bugünleri gördüğü için mi bize uyarıda bulunmak istedi. Yıllardır uyuyan dev ne zaman uyanacak? Bir de hakkını arayana rezil olduğunla kaldın türünden üstüne de sanki istediği bu imiş gibi insanlığımızın yüz karasıyla da cevap verdik mi alın işte size bir insanlık tablosu. Dramın bizdeki adı rezalettir. Ne hikmetse selam dahi verilmeyecek olanlar sevilir, suçsuzlar dışlanır, suçlular ise elini kolunu sallaya sallaya pişmiş kelle gibi bir suratla gezer. Kötülüğe tahammül edenlerin yüzünden yüzsüzlerin arsızlaştığı bu yüzyıl bence illet gibi iliklerimizde geziyor. İnsan onurunun hiçe sayılması bir yana birkaç kuruş için hakka susanların el üstünde tutulmasıyla birlikte kendi kendimizin mezarını kazdığımızın farkına ayaklar altına alındığımızda fark edeceğiz.
 
Bir gün adalete ihtiyaç duyarsanız, onu ararken şahit olduğunuz birine nasıl davrandığınızı hatırlayınız. Uğradıkları felakete rağmen yanlarında olmaları gerekenlerin yerlerinde yeller estiği bir yerde küllerinden doğmak için hakkın adaletinin olduğu topraklarda yani vicdanlarda güller yeşertmeye söz veren G. Ve S.’ye bu yazımı armağan ediyorum. Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er-geç varır. (H.G. Mirabeau) . Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır. (Hz. Muhammed) Artık ateş düştüğü yeri yakmasın. Siz de o ateşe su olun odun atmayın. Eğer biraz insaflı iseniz lütfen yaşamın ucundan tutun tutun ki dengesi bozulmasın. Adalet hepinizi vicdanınızdan öpsün kalın kalın sağlıcakla…..
 
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
gazete manşetleri
öne çıkanlar