Skip Navigation Links

İskenderun AKAD'tan Erbil'e Sert Kınama!!!

İskenderun AKAD Başkanı Nihad Yenmiş'in yönetim kurulu adına yaptığı açıklama aynen şöyle:

Gündem   A+a-


İskenderun Alevi Kültürünü Araştırma Derneği (AKAD) Yönetim Kurulu, Mehmet Ali Erbil’in Star TV’de canlı yayın sırasında kullandığı “Mum Söndü” ifadesinden dolayı hem Cumhuriyet Savcılarına suç duyurusu yaptı, hem de daha önce de yaşanan benzer durumları da kınadı.
Alevi Kültürü’nü Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Adına İskenderun Gazeteciler Cemiyeti’nde açıklama yapan Başkan Nihad Yenmiş, olayı kınarken ünlü sanatçıyı sadece soyadıyla zikretti ve adına yakışır bir kişi olmadığına dikkat çekerek, Erbil’le ilgili olarak “Hasta Ruhlu” iddiasında bulundu.
İskenderun AKAD Başkanı Nihad Yenmiş’in yönetim kurulu adına yaptığı açıklama aynen şöyle:
“Bilindiği gibi 6 ekim 2010 tarihinde ulusal yayın yapan televizyon kanallarının birinde hasta ruhlu olduğu şüphe götürmez Erbil (Mehmet Ali ismine layık olmadığından şahsın ön adını kullanmacağız.) tarafından “Eline, beline, diline sahip ol.” İlkesini yaşam biçimi olarak kabul etmiş, biz Alevilere iftira atmak suretiyle hakaret etmiştir.
Yüzyıllardır haksız yere aslı astarı olmayan, akıl ve vicdanın kabulde zorlandığı bir yakıştırmanın tezahürü olan bu ifade, bizleri derinden üzmüştür. Aynı zamanda bu olay, biz Alevilere bakışın değişmez yargı şekline dönüştüğünü göstermiştir.
Bizler Hz. Muhammed’in Kur’an-ı Kerim’in ve Ehlibeytin yolunda giden, İslamı bu üç değişmez ilke yolunda yorumlayan ve bu İslam kültürüyle yetişen, 1400 yıldan beri zerre kadar sapma göstermeyen bir inancın mensuplarıyız. Bu yakıştırmayı bizlere reva görenler, dolayısıyla Hz. Muhammed ve Ehlibeytine aynı suçlamayı yapmış sayılırlar; çünkü bizler kesinlikle sünneti nebevi, Ehlibeyt öğretisi ve Kur’an-ı Kerim’e tabiyiz. Bizler bu öğretiye bağlı olarak bugüne kadar bu inançla gelmişiz.
Bu olayne yazık ki ilk değildir. Daha önce de bunun benzeri, Güner ÜMİT adlı televizyon sunucu tarafından ifade edilmiştir. Bu olay son da olmayacaktır. Öyle sanıyoruz ki bu, bir dil sürçmesi de değildir. Bu, tamamıyla kastın uygun bir şekilde ifade edilmiştir.

Aleviliğin toplumda edep dışı yaşama indirgenmesi, ülkemizde İslam’ın nasıl bir eğitimle kitlelere yansıtıldığını göstermektedir. Cumhuriyet çocuğu olan bu zatın bu şekilde ki bir yargıyı dillendirmesinin suçlusu kimdir diye arayışa bile gereksinim duymadık. Bu konunun araştırılması konusunda, cumhuriyet savcıları gerekeni yapmalıdır. Burada Anayasa da açık bir şekilde suç olduğu belirtilen bir eylem yapılmıştır, bunun da ötesinde bir insanlık suçu işlenmiştir.

Türkiye’de ve dünyada Alevilerin Sünni kardeşlerimize yönelik böyle veya benzeri herhangi bir yakıştırmalarına rastlamak mümkün değildir. Bizler insanların inançlarına saygıyı kendimize saygı olarak algılamışızdır. Bağrından Yunus’un, Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Pir Sultan’ın, Şeyh Bedrettin’in, El Hasiybi’in, El Mekzun Sincari’in, Yusuf El Hekim’in Muhammet El Arabi’nin yetiştiği bu tertemiz halk; böyle bir basitliğin içinde olamaz.

Tarihin seyri içinde suçsuz, günahsız insanların katline gerekçe olarak hep malum iftira kullanılmıştır. İbn-i Kemaller, Ebussuudlar; fetvalarında ki iftiralarda hep bu iğrençliği kullanmışlar ve zalim iktidarlara katliamların yolunu açmıştır. Anadolu da on binlerce suçsuz, günahsız can; çoluk çocuk demeden hep bu fetvalarla katledilmiştir. İbni Teymiyye’nin aynı içerikli fetvasıyla Halep’te seksen bin insanın canına kayılmıştır. Öyle görülüyor ki, aynı zihniyet varlığını hala sürdürmektedir.
Masum insanları karalamak üzerine kurulan bu birlik ve diriliği bozucu zihniyeti esefle kınıyoruz.”
 

Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
son gelişmeler
öne çıkanlar