Skip Navigation Links

Dünyama Hoş Geldiniz

Çocukken yazdığımız mektuplara başlarken beni soracak olursan diye yazardık ya hani, işte böyle başlamak istiyorum.

seda ağçam

Gazete Köşesi   A+a-

seda ağçamseda ağçam 
seda@8gunhabercom
Beni soracak olursan cevapsızım, tatsızım, huzursuzum ve en korkuncu umutsuzum daha da ötesi sensizim, yaşadığımı sandığım dünya.
 
En büyük imtihanlarımdan birisin sadece, son kullanma tarihine oldukça yaklaştığım. Ne hikmetse yüreğimi titreten güzelliklerine rağmen çirkinliklerinden, kötülüklerinden hele seni kazanmak için kendini kaybedenleri görmekten nefret ettiğim günlerim olmadı değil. Tıpkı bana karşı hissettiğin ve daha gerçek olduğuna inandığım sadakatsizliğin gibi. Sana karşı dürüst olmak, aslında seni kaybetmekle eşdeğerdi. Bu korkunç gerçeği hissettiğimde senin gerçeğinle nasıl yaşarım diye düşünmekten alıkoyamadım kendimi. Çünkü söylediğin şarkı kulağa hoş gelmiyordu. Bunu anladığımda ya pis bir palavracı olacaktım ya da sensizliğe mahkûm dürüst biri. Ben ikisi de oldum. Gözlerim seni bana süslü gösterse de yüreğim beş para etmeyeceğini söyler dururdu. Yüreğim kazanmış olacak ki, makyajının aktığını ve gerçeğin ne olduğunu öğrendim dünya. İşte o gün bugündür içimde durmadan kanayan bir yara var.
 
Kokuşmuşluğun alaca renkleri de işe yaramıyor artık. Etrafımda siyahın bin bir türlü oyunu varken. Platonik aşklar biriktirdim sana dünya, bir çocuğun gözlerinde kendinden utanman için. Karamsar olma diyorlar bana karanlığın içinden seslenenler. Herkes yüreğindeki ışığını kendine saklarken, mum misali başkasını aydınlatmak için tükenenlerdenim sanırım. Menfaat istasyonları kalabalıklardan geçilmiyordu. Çoğunluk pay kapma yarışında iken, bir şeyler yapmak için uğraşan azınlığın çatırdayan hayallerinin sesine uyandım. Geç kalmıştım. Hayallerini ateşe vermişlerdi o güzel insanlar. Neden diye sorduğumda aldığım cevap çok manidardı. Soluk soluğa bir mücadeleydi bizimkisi ama anladık ki hayal kuracakları bir dünya için uğraştığımız insanlar başkalarının kâbusu olmak için her türlü fırsatı kullanmaktan çekinmiyor. Bireysel çıkarlar toplumsal çıkarların üzerinde olduğu müddetçe insan ben duygusunu biz duygusuna çeviremeyecek. Bu durum da bizi mutlu olmaktan çok yorgun olmaya davet ediyor dediler. Tükenmişlerdi besbelli. Ts Eliot’un sözü geldi aklıma ‘iyi insanlar kendilerinden başka herkesin işine yararlar’. Onlar da öyleydi işte.
 
Anladım ki şekilcilik almış başını gidiyor. Kraldan çok kralcı olmak daha çok kolaylarına geliyordu. Özne olmak yerine nesnelerin dünyasında yer edinme heveslisi olup çıkanların sayısı az değildi. Birileri taşın altında elini kaybetme noktasında iken, birileri taşın üstüne çıkarak yükselme çabası içerisinde. Yani anlayacağınız çanlar, bu sefer farkındalık için çalıyor. Takke düştü kel göründü. Kral çıplak diyerek gerçeği haykıracak bir avuç insan aranıyor hepsi bu. O gün geldiğinde o cılız ama gerçeği söyleyen sese kulak kabartın gerçekler hoşunuza gitmeyecek biliyorum elbet. Fakat dinleme zahmetine katlanın. İşinize yarayacak bir cümle kurarlar kim bilir. Belki de insan olduğunuzu hatırlarsınız yeniden.
 
‘Dünya bir salıncaktır’ der Montaigne fakat ben daha ileri gidip farklı bir bakış açısı getirmek istiyorum. Dünya bir dönme dolaptır. O yüzden insanlar dönüp durduklarından olacak ki kişiliklerinde sabit bir noktada karar kılamıyorlar. Kişiliklerin açık attırmasıydı yaşananların hepsi kim daha fazlasını verirse onun emrine amade etten kemikten bir robot haline geliveriyorduk. Duygusuz, vefasız, ilgisiz, sadakatsiz gibi terimleri üzerimizde etiket gibi taşıyorduk.
 
İnsanlarla derdin nedir diye soranlar çıkabilir aranızda. Şöyle izah edeyim insan hayatın başrolüdür. Nasıl ki filmler başrol oyuncular üzerinden hasılat yapıyorsa, dünya da insanlar üzerinden yaşanılacak bir yer haline gelir. Martin Luther King’in dediği gibi ‘Ya hep beraber insanca yaşamayı öğreneceğiz ya da hep birlikte aptallar gibi öleceğiz’ Seçim bize ait. İnsanlar yaşamayı sever fakat yaşanılası bir dünya için hep kahramanlar çıksın ister sorun da bu ya zaten neden kahraman beklemek yerine kendisi kahraman olmak istemez o ayrı bir konu. Diyeceğim şu ki dünyanın da modası geçmek üzere bir zahmet el atın yoksa arkamızdan el sallayacaklar haberiniz yok. En önemlisi de Küçük prens kitabında yazdığı gibi Ölene kadar sorumlusun gönül bağı kurduğun her şeyden’ Dünya hayatına bu kadar gönül vermiş milyarlar varken sanırım etrafımız sorumsuz insanlarla dolu yoksa dünyanın böyle rezil hale gelmesi başka türlü açıklanamaz. DÜN YAşadık ve bitti dediklerin için mi adını dünya koymuşlar acaba onu da bilemiyorum ama sorumsuzluğun bize geçmişten kalan miras olduğunu biliyorum.
 
Kalın sağlıcakla……..
 
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
Mazi Ocakbasi
gazete manşetleri
öne çıkanlar