Skip Navigation Links
 

İnsanlığın Uçurtması

Çocukken hepimizin iyi kötü bir uçurtması olmuştur.

seda ağçam

Gazete Köşesi   A+a-

seda ağçamseda ağçam 
seda@8gunhabercom
Çocukken hepimizin iyi kötü bir uçurtması olmuştur. Herkesin sahip olduğu uçurtma farklı olsa da sevinci ortaktı. Herkesin payına mutluluk düşerdi. Tellere, ağaçlara taka taka öğrenirdik nasıl uçurtmamız gerektiğini. Tıpkı hayatın omuzlarımıza yüklediği ağırlığa rağmen onu nasıl yaşamamız gerektiğini öğrendiğimiz gibi. Gökyüzünde usul usul yükselen nazlı kıza benzerdi bir yanıyla. Az malzemeyle çoğaltırdı mutlulukları varlığıyla.
Sadece çocuklar mı sever uçurtmaları ya biz büyükler, bizler sevemez miyiz onları? Ufak cüssesiyle rüzgâra meydan okuyan savaşçı, bize de şirin görünemez mi? Aslında en çok da biz severdik onları. Neden mi? Bizden bir parçadır uçurtmalar. Bizi bize anlatan destanlara benzerler. Geçmişten geleceğe yazdığımız mektup misali, her detayında hayatın bir parçası gizlidir. Tıpkı bizlere bir şey öğretmeye çalışan öğretmen gibi.
Hayata bakış açımız ve sorunları karşılama biçimimiz uçurtmanın çıtalısı gibidir. Genişliği, gönlümüzün genişliğini hatırlatmalı bize. Çıtalının her bir kolu insanın sahip olması gereken meziyetleri temsil eder. Kollardan biri eksik olursa gökyüzü bir uçurtmadan mahrum kalırdı o zaman. Uçamaz o uçurtma kanadı kırık kuş misali. Dürüstlük, sevgi, saygı, vefa, hoşgörü ve adalet gibi özelliklerle kendini donatmayana, insan demeyeceğimiz gibi çıtalısı kırık olana da uçurtma denemez.
Kuyruğu vardır uçurtmaların asaleti temsil eder. Gökyüzünde varlığını kolay belli etsin diye kuyruğunun uzun olması istenir. Yaptıklarımızla iz bırakırsak arkamızdan bizi takip edecekleri hatırlatır adeta. Şu fani dünyadan göçüp gittiğinde eserleriyle hatırlanıp ölümden sonra bile yaşamak isteyenlerin kulağına sessizce fısıldar renkli kuyruklar.
Üzeri rengârenk kaplı uçurtmalara baktığımda, insanın hayata kattığı renkler gelir aklıma. Ne zaman bir uçurtma görsem önce rengi dikkatimi çekerdi. İnsan da öyle değil midir? Yaptıkları, duruşu, idealleri ve hayalleriyle kendini çizen ressamı andırır. Dünya pazarında sergilediği kendisidir aslında. Tuvale yansıttığı, gönlünün süzgecinde demlemiş olduğu kişiliğidir. Dilediği renge bürünmek hakkı olsa da kimi siyahını konuşturmaz çok fazla. Belki de uçurtma, her türlü acıyı çekmiş bir kadının, şiddete uğramış bir çocuğun bunlara rağmen karanlıktan beslenmeyip vicdanlarını gökkuşağına boyama çabasının bir sonucu olarak ortaya çıkmış olamaz mı? Her türlü olumsuzluğa rağmen sevgilisi olan gökyüzüne ulaşmak için türlü cefayı anlatan bir aşk hikâyesine benzetsem abartmış olur muyum?
Uçurtmaların ipini de insanın geçmişiyle bağdaştırmak yanlış olmaz sanırım. Geçmişten aldığımız dersler kişiliğimizi oluşturur. Kişiliğimiz sağlamsa uçurtmamız en yükseğe doğru yol almaya hazır demektir. Yavaş yavaş salarsınız ipi türlü engellerle karşılaşsa bile o ipin kopmayacağından emin oldunuz mu geriye sadece hedefe odaklanmak kalıyor hepsi bu. Geçmişten geleceğe uzanan zaman tünelinde uçurtmanın yolculuğu, hayatın ta kendisidir. Rüzgârın yönü ve şiddeti hayatsa, ipi tutan da kaderimizi belirliyor öyleyse. Bu durumda bütün iş kişiliğinize kalıyor. İnişli çıkışlı olan hayatın her evresinde durmadan yol almaktır bizi biz yapan. O yüzden cesur olmak ve ipin ne kadar dayanacağını test etmek gerekiyor. Ne dersiniz havalar da bu kadar güzel iken denemeye değmez mi? İpinizin sağlam olması dileklerimle. Kalın sağlıcakla….
 
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Toplam (1) adet yorum var.
Tuğçe 15 gün önce
Gerçekten güzel bir yazı olmuş sanki birine yazılmış gibi sanki yaşanmışlık var gibi süper olmuş elinize sağlık
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
 
zafer lisesi
SEM USTA
senol ticaret
 
gazete manşetleri
öne çıkanlar