Skip Navigation Links
 

Kentsel Dönüşüm: Toplumsal Uzlaşma mı? Tehdit Mi?

Avukat Haydar Gökpınar sizler için kaleme aldı ..

Gazete Köşesi   A+a-

haydar gökpınarhaydar gökpınar 
info@8gunhaber.com

Bilindiği üzere büyük bir heyecan ve reklam kampanyası ile başlayan, ancak kentsel dönüşümün uygulanacağı alanlarda büyük tepki toplayan, Türkiye’nin 2. Büyük projesi olarak lanse edilen kentsel dönüşüm projesi nedir, kime ne katkı sağlamakta, kime ne zarar vermektedir? 6306 sayılı Kanuna dayanan bu projelerin, kentsel dönüşüm sağlamaktan ziyade, tüm ülkeyi bir rant alanı haline getireceği ve bu sırada bir çok vatandaşın barınma sorununu birlikte getireceği konusunda haklı eleştiriler ve endişeler de karşımıza sıkça çıkmaktadır. Bu sebeple projenin, yasal prosedürleri ile birlikte anlaşılması gerekmektedir.

Riskli alanlarda uygulanan kentsel dönüşüm projeleri, riskli alanların kaldırılarak, yeni yapılacak binalar ile kentsel yaşam alanların arttırılmasını ve düzenli bir şehir hayatı kurulabilmesini hedeflemektedir. Riskli binaların tespiti ise öncelikle yapı malikleri tarafından yaptırılmaktadır. Aynı zamanda Bakanlık, riskli yapıların tespitini, süre vererek maliklerden de isteyebilir. Verilen süre içinde riskli yapı tespiti yaptırılmadığı takdirde, tespitler Bakanlıkça veya İdarece resen yapılır. Bu çerçevede İskenderun’da uygulanacak kentsel dönüşüm projesi kapsamında, Cumhuriyet, Meydan, Pınarbaşı, Esentepe, Modern Evler, Numune mahallelerinin riskli bölge olduğu tespit edilmiş ve bu mahallelerde kentsel dönüşüm projesinin uygulanması kararı alınmıştır.

Riskli yapıların tespiti ile birlikte, asıl sıkıntılar bu binaların tahliye ve yıkımlarında gerçekleşmektedir. Yapılmak istenen proje ile, öncelikle bu bölgelerde tapulu taşınmaz sahibi olan maliklerle anlaşma sağlanarak, riskli yapıların yıkılarak, karşılığında yapılacak yeni yapılarda, tapu sahiplerine daire verilmesi hedeflenmektedir. Tapu sahiplerinin yıkılacak dairelerinin, riskli yapı niteliğinde ve yıpranmış olması sebebiyle yeni verilecek daireler arasında bir fiyat farkı doğmakta ve bu fark tapu maliki tarafından karşılanmaktadır. Bu projenin uygulanmasında asıl sıkıntılı konu ise Meydan ve Numune mahallesi gibi yerlerde, Belediyenin tapulu arazileri üzerinde ev yapmış olan vatandaşların durumudur. Gerek kanun, gerekse de İskenderun Belediyesinin uygulamaya çalıştığı bu projede, tapusuz daire sahiplerine sadece enkaz bedeli verileceği ve bu kişilerin bu projeden ise sınırlı şekilde yaralanacağı belirtilmiştir. Bu durumda, gerek belediye ile anlaşma yapmayan tapulu daire malikleri gerekse de tapusuz daire sahiplerini bekleyen sıkıntılar, siyasi iktidarın kanunun verdiği yetkiyi kullanıp kullanmayacağı noktasında şekillenmektedir.

Zira 6306 sayılı kanunun “Tahliye Ve Yıktırma” başlıklı 5. Maddesine göre; Riskli yapıların yıktırılmasında öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. Uygulamaya başlanmadan önce, riskli yapıların yıktırılması için, bu yapıların maliklerine altmış günden az olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı takdirde, yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek ve tekrar süre verilerek tebligatta bulunulur. Verilen bu süre içinde de maliklerince yıktırma yoluna gidilmediği takdirde, bu yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, mahallî idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafından yapılabilmektedir. Belirtilen usullere göre süresinde yıktırılmadığı tespit edilen riskli yapıların yıktırılması, Bakanlıkça yazılı olarak İdareye bildirilir. Buna rağmen yıktırılmadığı tespit edilen yapılar, Bakanlıkça yıkılır veya yıktırılır.

Kanunun, idareye vermiş olduğu bu yetkiler kapsamında, riskli alan ilan edilen yerler, tapu maliklerinin ve tapusuz alanda ev yapan hak sahiplerinin muvafakati alınmaksızın yıkılabilmektedir. Bu konuda İskenderun Belediyesinin açıklamalarına bakıldığında, kimsenin mağdur edilmeyeceği belirtilmekte ise de muvafakat vermeyenler için nasıl bir yol izleneceği açıklanmamaktadır. Bu durumda projenin uygulanabilirliği bölgesel olarak tüm mahalle sakinlerinin toplu muvafakatine, ya da kanunu verdiği yetki çerçevesinde toplu yıkımlara dayanmaktadır. Yaşam alışkanlıklarını değiştirmek istemeyen mahalle sakinlerine karşı, siyasi iradenin zorla yıkım yoluna gitme seçeneği ise siyasi iradenin seçeceği bir yöntem olmayacağından ve bu yola gitmenin siyasi iradeyi koltuğundan etme riskini doğurduğundan, projenin uygulanırlığı çok da mümkün görünmemektedir.

 

Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!

Etiketler // ,

Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
 
Mazi Ocakbasi
 
 
gazete manşetleri
öne çıkanlar